• https://www.facebook.com/yenibinyilgazete@gmail.com
  • https://plus.google.com/u/1/
  • https://www.twitter.com/@yenibinyilgzt
  
MEHMET AYHAN: “Ezber bozmak” da nedir !...

Kişiler arası sevgi saygı  görüş birliği yaratılmasında  birincil öge eğitim düzeyidir.  Bu olmaksızın kişiler eşit mal varlığına  sahip olsa  bile, yine de  “birliktelik” sürdürülemez.  Gelir dağılımına gelince: Tabii ki, her kes bir şekilde geçinir gider… Ancak adaletli, hak ve hukuka uygun gelir paylaşımı ve insan onuruna yaraşır  parasal olanaklar ve yaşam şartlarının  hazırlanması, kişilerin adalet duygularını tatmin edeceğinden, (adaletsizlikten ve kendilerinin aldatılmış atlatılmış olmalarından kuşku duymamakla) insan ve toplum sıcaklığının  yaratılmasında ve pekiştirilmesinde önemli etken olarak görülür. Böylece sağlıklı bir toplum yaratılabilir, kalkınma ve gelişme sağlanabilir.

Bu yazı ve konuşmalarla, ücretlerin   gelir dağılımının adil ve hakça bir yaklaşımla düzenlenmesi isteğinin yanısıra,  Ulus yurt ve toplum sorunlarına çözüm bulmada, Meclisin duyarlı olması  oranın itibarını daha da yükseltir. Konuşmacımız  hak hukuktan  adaletsizlikten söz etti. Açlardan işsizlerden  söz etti. Bunların sadaka yardımı ile ayakta tutulduğu ve arka bahçe oy potansiyeli olarak kullanıldığından söz etti.  Türkiye  nereye gidiyor dendi. Haliyle çözüm yaklaşımları da sunuldu.  Ben de TBMM’nin siyasi iradenin odağı olduğunu Hak ve hukuksal tutumun öncelikle orada görülmesi gerektiği ve millette oraya karşı saygın bir tutum ve toplumsal sıcaklık ve güven yaratılacağı düşüncesiyle, Bunca işsizlik açlık , ekonomik ve siyasi keşmekeşe ciddi yaklaşım ve çözüm getirebileceği düşüncesiyle MV ve MV  emeklisi maaşlarının halk üzerinde olumlu bir etki yaratması için  makul  ve adil düzeye çekilmesi gerektiği görüşüyle: “ Adalet mülkün temelidir, Biri yer biri bakar,  “Mv. maaşlarına zammın öğretmen maaşlarını geçmesin” şeklindeki Atatürkün söylemini dile getirerek bu konuda düşüncelerini sordum.

Konuşmacımız  Sayın Erçelebi, buranın özgür bir ortam olduğunu  “Çekinmeden ve Korkmadan” herşeyi konuşup sorabileceğimiz açıklaması ve güveni sonunda  cesaret bulmuştum.  “Türkiye nereye gidiyor” sorununa kıyısından köşesinden katkı olur diye kişisel bazda olmayan düşündüklerimi  dile getirdim.  Ancak 3 kişiden itiraz geldi. İlki, Oturumu yöneten(Ayhan Sarıhan, MV. Ya da MV. emeklisi değil)  daha soru aşamasında  Bu sorunun  “Türkiye Nereye gidiyor” başlığıyla ne alakası var. Gündemden uzaklaşıyorsunuz, dedi ve sorum bittiğinde Konuşmacıya adeta ambargo korcasına   uyardı, “Arkadaş  Millet vekillerinin ve emeklilerinin kaç para aldığını soruyor, kısaca yanıtlayın” dedi. Ben ise, “Sorum, Türkiye nereye gidiyor konusu ile ilişkilidir ve kısaca değil kapsamlıca yanıtlansın” dedim. Değerli konuşmacı (Emekli Mv.  Eğitimci ve Avukat Hasan Erçelebi, “ Millet Meclisini yıpratmayalım. Vekillerin çok masrafı oluyor, Düşünün ki oraya 20 konuk gelse birer çorba içirsek şu kadar tutuyor… Sonra Atatürk demiştir ki: “ Mebusların fiyakasına dokunmayalım…” vb. gerekçelerle statükonun korunması gerekliliğine gönderme yaptı.(Geçmişte de parlamenterler Derneğinden birileri  ( kendimiz  için bir şey istiyorsam namerdim, dercesine) “Düğün sahibine bir altın bile götüremiyoruz”    yakınmalarıyla zam isteklerine gerekçe bulmuştu…  Konuşmama tepki veren 3. Kişi ise (Zeki Sarıhan- MV. Ya da MV. Emeklisi değil) yukarıdaki yazısında belirttiği üzere:  “Sıra soru ve katkılar bölümüne gelince dinleyicilerden biri milletvekilleri maaşlarının yüksekliğinden yakınarak “Atatürk’e mebus maaşları ne kadar olsun? Diye Sormuşlar; öğretmen maaşlarından fazla olmasın yanıtını vermiş” deyince duramadım” diyerek  Atatürkün, Mebus maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin” diye bir sözü yoktur.  Bu laflar 20- 30 kez burada dillendirildi (artık yeter!… imalı)  açıklamalarda bulunurken, Atatürkün,”Mebusların fiyakasına dokunmayalım..” sözü üzerinde durmaya gerek görmedi. Bu konuyu ben önceki yıllarda da Halkçı Millet Vekilliğinden emekli  Prof. Dr.Sayın Recep Akdur’un  Sosyal ve siyasi konulu bir sunumunda dile getirmiştim. Sayın Akdur neredeyse yarım saatlik bir yanıtlama çabası göstermişti. Gerçekten konunun  açıklanmasında güçlük çekiliyordu.  Belki çıkar çatışması vardı, belki de yakın zamanda böyle bir problemin gündeme alınması ve çözümü güçtü… Zeki Sarıhan da daha önce belgelerde kayıtlı olan MV. Maaşlarının  iki yıl öncesine dek “Beş Bin Türk Lirasını geçmemesini savunmuş bulunduğunu” yukardaki  yazısında açıklama nazikliğini gösteriyor. Hatta geçmişte “Nafi Atuf Kansu’ya Mustafa Kemalin gereğince halkçı olamadığından yakındığını ve bu konuda  görüş birliğinde olduklarını” anlatıyordu.   Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu halkçı Mustafa Kemal Atatürk’ün  yukardaki  sözleri söyleyip söylemediğini bir yana bırakalım. Hangisi onun tutum ve davranışına  kişiliğine uygun düşüyor, ya da bizlerin de etik değerlerimize göre hangisini benimsediğimiz önemli. O, bunca  sömürücü çıkarcı kapkaççılarla baş edememişse  biz başaralım .  Söz konusu şunun bunun ne kadar aldığının kıskanılması değildir. Yurt ulus sorunlarının çözümü için toplumsal birlik ve dayanışmanın sağlanmasında etkin rol oynanacaksa  parasal varlık  ve fiyaka peşinde olmak kime itibar getirir, hangi sorunu çözer !..  Burada  kurumun elinde yasama gücü olması ve kurumdaki kişilerin azlığı nedeniyle yapılacak zamların maliyeye yük getirmeyeceği gibi adil olmayan görüş ve işlemler de söz konusudur ve rahatsızlık vericidir.  Adil tutum ve düzenlemeler  Meclise de vekillere de itibar  sağlamakla kalmaz aynı zamanda yurt sorunlarını sahiplenecek toplumsal sıcaklığın ve bütünlüğün de yolunu açar…

Mehmet AYHAN 13.12.2017 
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
186 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
KONFERANSLAR
İşkur Meslek Kursları
ÇÖZÜM EĞİTİM
Reşat Hoca-Fizikçi